//-->

HİKAYELER

O Benim Karım

O Benim Karım

Yıl 2005.
112 de nöbetteyim.
İzmir’de en son kurulan, 21. ci nokta olan Tepecik istasyonunun kurucu ve sorumlu hekimiyim, aynı zamanda Tepecik Hastanesi’nde organ nakli koordinatörü olarak gönüllü çalışıyorum.
Bir vaka anonsu; şu adreste yaşlı hasta, düşmeye bağlı muhtemel femur (uyluk kemiği) ve boyun fraktürü (kırığı)…

112 sistemi şu şekilde işler;
Acil hasta olduğu düşünülen vakanın yakını yahut olaya tanık olan kişi 112’yi arar, karşısına çıkan sağlık görevlisine hastanın durumunu açıklar, acil olduğu düşünülüyorsa ambulans gönderilir. Çabuk ulaşma açısından o bölgede eve yakın bilinen bir bekleme noktası saptanır okul, cami, süpermarket gibi..

Hasta yakını ile bekleme yerinde buluşulur ve hastaya ulaşılır.
60 yaşlarında bir kişi karşıladı bizi ama nasıl telaşlı, o ne heyecan öyle…


Sakin olmasını sağlamaya çalıştık ancak pek başarılı olduğumuz söylenemez.
Eve ulaştık. Odanın ortasında orta yaşlı bir teyze yatıyor. Sırtüstü ve sağ bacağı dizinden bükülü. Uzatıp muayene etmek isterken ağrı duyuyor. O sırada bizi karşılayan kişi çevremizde dönüyor; ne oldu, ne yapabiliriz diye ..
‘Sakin ol amca’ diyorum. ‘Nesi oluyorsun hastanın?’ diye sorunca büyük bir gururla ‘karım’ diyor. Bir çok kişi karısından yakınırken, ‘ne yaparsın yeğenim kocakarı ile uğraşıyoruz işte’ derken amca liseli bir sevgili gibi çevremizde pervane …
Gerekli tıbbı yaklaşımın sonunda sedyeye almaya çalışırken amca yardım etmeye çalışıyor, acı duyduğunda eşinin elini tutuyor, hep bir şeyler yapmak istiyor.

Amcayı sakinleştiriyor, olayı tüm açıklığı ile anlatıyor ve merak etmemesi gerektiğini söylüyorum, biraz sakinliyor.
Hastayı ambulansa alıyoruz. Tepecik Hastanesi aciline teslim ediyoruz.

Nöbet dışında Tepecik Organ Nakli’ndeyim. Yoğun bakımları ziyaret, kliniklerde sunumlar, kadavraya gelen hasta kayıtları ve onların bilgilendirilmesi şeklinde günlerim geçiyor.
Böyle bir ziyaret sırasında muhtemel bir beyin ölümü vakasına rastlıyor ve beyin ölümü işlemlerini başlatıyoruz. Beyin ölümü tanısı konduktan sonra en zor olan kısım başlıyor; aile görüşmesi…..
Olgu 60 yaşlarında ve erkek… Önce olayın nasıl geliştiğini, bu duruma gelmeden önce ne gibi tıbbı girişimlerde bulunulduğunu öğreniyorum.

Aile görüşmesi için iki kızını görüşme için odaya alıyorum.
63 yaşında olan olgu evin dış duvarına çivi çakmak için merdivene çıkıyor ve dengesini kaybedip asfalt yola kafası üzeri düşüyor. Hastane…tetkikler…ve beyin kanaması tanısı ile yoğun bakıma yatış. Kanama çok fazla ve geniş bir alana yayılmış ameliyat yapılamıyor ve 4. gün beyin ölümü gelişiyor.
Kızları ile görüşüyorum; babalarının dünya tatlısı biri olduğunu, aile içinde organ bağışı konusunu konuşmadıklarını ancak babalarının organlarını bağışlamak istediklerini çünkü bugün böyle düşünmelerinin en büyük nedeninin kendilerini yetiştiren baba ve annelerine borçlu olduklarını ifade ediyor ve organlarını bağışlıyorlar.

Bir istekleri var yalnız; annelerinin hastanede yattığını, bir operasyon geçirdiğini ve alçılı olduğunu, bugün hastaneden taburcu olacağını, şu anda bu durumdan haberinin olmamasını istediklerini, bu konuda hassas olursak sevineceklerini; bir dileklerinin daha olduğunu; annelerinin eve naklinde bir ambulansla yardımcı olup olamayacağımı sordular.

Genel anlayışımız; ailenin bu acılı anında onlara hem bürokraside, hem cenaze işlerinde hem de bu gibi tıbbı isteklerinde yardımcı olmak, yanlarında olduğumuzu hissettirmek… Onlar bizim kahramanlarımız, onlar başkalarına can veren kutsal, ulvi insanlarımız…

112’de çalıştığım için 112’nin acil olaylar gerektirmeyen işlerde kullanılmasına hep karşı çıktım çünkü o sırada gerçek 112 vakasına ihtiyaç duyulan bir olguya geç kalmanın sorumluluğu taşımak ağır bir yüktür.
112’lik değil ama ambulansla taşınması uygun hastalar ve bunlar için nakil ambulansları vardır.
Böyle bir ambulansı ayarlamaya çalıştım ama bürokrasiyi aşamadım. Bunun üzerine yetkimi kullanarak Tepecik 112 ambulansını bu hastayı nakil için kullanmaya karar verdim bu sırada acil bir hasta çıkmaması için dua ederek…

Hastayı kızları ile birlikte ambulansa alırken teyze bana baktı ve ‘aaa bu geçen gün beni hastaneye getiren doktordu’ dedi ve birkaç övgü dolu söz söyledi. Bu sözler hastayı hatırlamama yol açtı;
Beyin ölümü gelişen ve bağışlanan kişi yaklaşık 10 gün önce uyluk kemiği kırılan ve ambulansla hastaneye götürdüğümüz teyzenin kocasıymış…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
Bugün 4 ziyaretçi (88 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=